Engelli Çocuğu olan Ebeveynlerin Mazeret İzni

Önceden sadece devlet memurlara tanınan engelli çocuğu olan ebeveynlere izin hakkı 2015 yılında 4857 sayılı İş Kanunu’na eklenerek artık is kanunu kapsamında çalışan işçilere de tanınmıştır. Ancak bu izin kullanılırken bazı hususlara dikkat edilmesinde fayda vardır. Madde metni aşağıdaki gibidir.

“İşçiye; evlenmesi veya evlat edinmesi ya da ana veya babasının, eşinin, kardeşinin, çocuğunun ölümü hâlinde üç gün, eşinin doğum yapması hâlinde ise beş gün ücretli izin verilir. İşçilerin en az yüzde yetmiş oranında engelli veya süreğen hastalığı olan çocuğunun tedavisinde, hastalık raporuna dayalı olarak ve çalışan ebeveynden sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla, bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde on güne kadar ücretli izin verilir.”

4857 sayılı İş Kanunu’nun Ek 2. maddesi ile tanınan, yılda en fazla 10 günlük mazeret izni hakkı engelli veya süreğen bir hastalığı olan çocuğu buluna ebeveynler için belirli şartlar altında kullanılmak üzere getirilmiştir. Bu izin sadece çocuklar için kullanılabilir; eş, anne, baba için kullanılamaz.

Bu mazeret iznini kullanmak isteyen işçinin engelli çocuğunun en az %70 engelli olduğuna dair bir “engelli sağlık raporu” olması gerekmektedir.  Çocuk herhangi bir engel oranına sahip olmasa da süreğen (kronik hastalık) bir hastalığa sahip olması gerekir. Bu kronik hastalıklar; Tip 1 ve veya Tip 2 diyabet hastalığı, çölyak, böbrek yetmezliği, metabolik hastalıklar vb. grubunda olan hastalıklardır. Çocuğun yaşı önemli değildir.

Bu iznin kullanılabilmesi için işçinin izin talep formu doldurması ve bu forma engelli çocuğunun engelli sağlık raporunun ya da süreğen hastalık raporunun fotokopisi ile çocuğunun izin istenilen zamanda hasta olduğuna dair bir de “hastalık raporu” eklemesi gerekmektedir. Gerekli şartlardan sayılan engelli sağlık raporu ya da süreğen hastalık raporu dışında istenen bu hastalık raporunun heyet raporu olması şartı olmayıp, tek hekim ya da aile hekiminden alınan çocuğun mevcut durumda hasta olduğunu gösteren rapor olması yeterlidir. Hastalık raporunda süre belirtilmesi gerekmemektedir. Belirtildi ise de bu süreye karar verecek olan, izni kullanacak kişidir. Hastalık raporundaki yazılı sürenin dikkate alınacağına dair işveren tarafından baskı yapılamaz. Çünkü mevzuatta hastalık raporundaki izin süresinin dikkate alınacağına dair bir hüküm yoktur.

Ancak dikkat edilmesi gereken husus bu mazeret iznini iki ebeveynin aynı anda kullanamayacağıdır. Ayrıca madde metninde çalışan ebeveynden sadece biri tarafından kullanılır denmiştir. Bu sebeple de ebeveynlerden biri çalışmıyorsa diğerinin bu izni kullanma hakkı doğmayacaktır. Yine iki ebeveyn de çalışıyorsa çocuk için ikisi aynı anda izin alamaz ve ayrı zamanlarda aldıkları ücretli mazeret izni toplamı 10 günü geçemez.

10 günlük mazeret izninin tamamı tek seferde ya da bölünerek kullanılabilir. Bu izin ücretli bir izin olup ne yıllık izin hakkınızdan düşülür ne de maaşınızdan kesinti yapılır. Mazeret iznini kullanmanız hafta tatiline hak kazanmanıza da engel değildir. Bu mazeret izni kullanırken sgk priminiz normal ödenmeli ve ücretli izinde sayılmanız gerekmektedir.

Bu mazeret izninin kullanılabilmesi için işverenin onayına gerek yoktur. İzin talep formuna engelli sağlık raporu ve hastalık raporu eklenerek talep edildiğinden geçmişe yönelik olarak talep edilemez. Ancak mazeret izniniz için maaşınızdan kesinti yapılır ya da yıllık izin ücretinizden kesinti yapılırsa işçinin alacak hakkı doğar.

Mazeret izni için belirtilen bu süre iş günü olarak değil takvim günü olarak belirlenmiştir. Bu da demek oluyor ki mazeret izni hafta sonuna ya da bayram tatili vs gibi günlere denk geldiyse bu tatil günleri de mazeret izninden sayılacak ve izin uzamayacaktır. Sadece yıllık izne denk geldiğinde, yıllık izin içerisinde sayılmamaktadır.

Son olarak bu mazeret izni bir kıdeme bağlı değildir. İlk yılını doldurmamış işçiler de mazeret izni kullanabilecektir.

Yazar: Av. Dilruba Uslu

1990 doğumlu olan Dilruba Uslu, 2014 yılında İzmir Barosu'na kaydolmuş ve Avukatlık görevine başlamıştır. Özellikle İcra ve İflas Hukuku ve İş Hukuku alanlarında uzmanlaşan Dilruba Uslu çalışmalarını Türk Borçlar Hukuku ve Türk Medeni Hukuku alanlarında görevlerini sürdürmektedir.