Covid-19 Salgınının Eser Sözleşmesi Yönünden Değerlendirilmesi

Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilen Covid-19 (koronavirüs) virüsünün Çin Halk Cumhuriyeti’nde olan merkezinin Avrupa Birliği ülkelerine kayması ile birlikte Türkiye’de de sosyal ve ekonomik hayat olumsuz yönde etkilenmiştir. Bu süreç içerisinde birçok ana tedarikçinin üretimi durdurmasını açıklamasının ardından alt yüklenicilerin de zorunlu olarak üretimlerine ara verdiği bir sürece girilmiştir.

Yüklenicinin bir eseri meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanan eser sözleşmelerinde ise sözleşmenin yerine getirilmesini önemli ölçüde etkileyebilecek bir durum ortaya çıkmaktadır. Eser sözleşmeler bir eserin meydana getirilmesini konusunu oluşturan inşaat yapımı, makine imalatı, organizasyon düzenlenmesi, estetik operasyon yürütülmesi gibi birçok farklı alanda uygulanabilmektedir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 138. Maddesi ile, “Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Sözleşmelerde sıkça “Mücbir Sebep” olarak yer verilen ve sınırlı olarak sayılan durumlara yasada “taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen hal” olarak yer verilmiştir. Yüksek Mahkeme kararlarında salgın hastalık durumu mücbir sebep olarak kabul edilmektedir. Ancak sadece salgın hastalığın varlığı sözleşmenin mücbir sebep nedeni ile borçluya tanınan hakları sağlamamaktadır. Anılan mücbir sebebin etkisinin sözleşmenin uygulanmasının dürüstlük kurallarına aykırı düşecek şekilde borçlu aleyhine değiştirmesi şartı da gerekmektedir.

Covid-19 pandemisinin eser sözleşmesinin borçlu tarafından yürütülmesinin dürüstlük kuralları uyarınca kendisinden beklenemeyecek derecede ağırlaştığının kabulü ile değerlendirmede bulunulacaktır. Ancak bu ağırlaşma durumunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacire yüklenen basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü kapsamında önceden öngörülebilir ya da öngörülmesi gereken durumlarda uygulama alanı bulamayacağını hatırlatmak gerekmektedir.

1.    Götürü Usulü ile yapılan işlerde

Götürü ücret şeklinde belirlenen bu ücret türünde yüklenicinin kararlaştırılan bedel karşılığında eseri imal ile borçlu olduğu, yapılacak şeyin daha fazla bir masraf ve emek gerektirse dahi, yüklenicinin kural olarak bedel artırımı isteyemeyeceği anlaşılmaktadır. Taraflar bu ücret türünde, sözleşme ile önceden tam olarak belirlenmiş bedel karşılığında, borçlanılan eserin bir bütün olarak imal ve teslimi üzerinde anlaşmışlardır. Önceden ve kesin olarak saptanan ücret, götürü ücret olarak kabul edilmektedir. Götürü ücret, işin maliyetinden bağımsız bir ücret türü olup maliyette yaşanabilecek artışlar kural olarak sözleşmeye uyarlanmaz.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 480. Maddesi ile, “Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez.

Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilir.

Eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile işsahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür.” düzenlemesine amirdir.

Kanun tarafından tarafların anlaşmasının ardından kural olarak daha az emek nedeni ile ücrette azaltma ya da masrafların daha fazla olması nedeni ile ücret artışı isteme hakkını taraflara tanımamaktadır. Bu durumun tek istisnası ise “beklenmeyen hal” olarak düzenlenmiştir. Beklenmeyen hal durumunun varlığı için;

  • Taraflarca önceden öngörülmeyen veya öngörülüp de vukua gelmeyeceğini kabul ettikleri beklenilmeyen bir hal ortaya çıkmalıdır.
  • Ortaya çıkan beklenilmeyen hal, eserin tespit edilen götürü ücretle tamamlanmasını aşırı derecede güçleştirmiş bulunmalıdır.
  • Beklenilmeyen hallerin ortaya çıkması taraflara isnad edilememelidir.
  • Taraflar sözleşmelerinde sözleşmenin feshi veya bedelin arttırılması yoluna gidilemeyeceğini kararlaştırmamış olmalıdır.

Tüm bu şartların birlikte varlığı durumunda Götürü Usulü ile yapılan Eser Sözleşmesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun düzenlediği beklenmeyen hal durumunun varlığının kabul edilmesi gerekecektir.

Covid-19 pandemisi nedeni ile tedarik zincirlerinde yaşanan durma eserin imal edilmesini imkansız ya da çok zor bir duruma sokabilecektir. Örnek olarak imal edilecek makinenin ya da üretim tesisinin yurt dışından getirilmesi gereken bir parçasının sınırların kapanması nedeni ile getirtilememesi ya da benzer durumda ithalat / ihracat yasağı uygulamaları nedeni ile imkansız hale gelmesi gibi durumlarda eserin meydana getirilmesi oldukça güçleşecektir. Bu gibi örneklerde taraflarca önceden öngörülmesi ve kendilerinden kaynaklanmayan bir hastalık salgını sebebi ile oldukça güçleşmekte ya da imkansız duruma gelmektedir.

Benzer durumlarda Covid-19 pandemisinin eser sözleşmeleri bakımından “beklenmeyen hal” olarak nitelendirilebilmesi mümkün olabilecektir. Beklenmeyen halin gerçekleşmesi durumunda eser sözleşmesinin sürdürülmesinde kanun tarafından yükleniciye birtakım haklar tanınmaktadır.

a.     Sözleşmenin yeni şartlara uyarlanmasını isteme

Yükleniciye tanınan söz konusu yetkinin kapsamı, gerçekleşen beklenmeyen hal nedeni ile aşırı maliyet artışı ya da benzeri sebeplerle eserin meydana getirilmesinin engellenmesi ya da son derece güçleşmesi durumunda yüklenicinin yeni koşullara sözleşmenin uyarlanarak sözleşmenin sürdürülmesi talebini içermektedir.

Taraflar arasındaki sözleşmeye Hakimin müdahalesi olarak da değerlendirilen sözleşmenin yeni şartlara uyarlanmasını isteme hakkının kullanılmasında Hakim tarafından Yüklenicinin sözleşmeyi ifa edebilmesi için gerekli durumu takdir etmesi gerekecektir. Bu takdir sözleşme süresinin uzatılması şeklinde olabileceği gibi götürü usulü anlaşılan bedelin uyarlanması şeklinde de olabilecektir. Hakim tarafından yapılacak değerlendirmede eserin durumu, o ana kadar yapılan masraflar ile tamamlanması için gereken süre ve masraflar hep birlikte dikkate alınarak bir kanaat oluşturulması gerekmektedir. Bu nedenle Yüklenici için her zaman talep edildiği şekilde sözleşmenin uyarlanması mümkün olamayabilecektir.

Hakim tarafından sözleşmenin uyarlanmasının eserin meydana getirilmesine katkısının olmayacağı ya da dürüstlük kuralları bakımından böyle bir müdahalenin doğru olmayacağı yönünde kanaatin hasıl olması durumunda sözleşmenin tasfiye edilmesine de karar verilebilecektir.

b.     Sözleşmeden dönme

Sözleşmenin yeni şartlara uyarlanmasının mümkün olmaması ya da iş sahibinden beklenilmemesi gerektiği durumlarda Yüklenici sözleşmeden dönme hakkını kullanabilecektir.

Sözleşmeden dönme hakkının kullanılması durumunda Yüklenici sözleşmeyi ifa yükümlülüğünden dönerek sözleşmeyi sona erdirebilir. Bu durumda taraflar sözleşme kapsamında karşılıklı yükümlülüklerinden kurtulurlar ve almış olduklarını karşı tarafa iade etmekle yükümlü olurlar.

Bu durumda Yüklenicinin gerçekleştirmiş olduğu imalatlar karşılığında bedel ve/veya iş sahibinin bekleme nedeni ile uğramış olabileceği zararlar arasında bir dengenin sağlanması doğru olacaktır. Zira sözleşmenin tasfiye edilmesinden taraflara kusur yüklenilememektedir.

c.      Sözleşmenin feshi

Sözleşmeden dönme hakkının kullanılmasının dürüstlük kurallarına göre istenemeyeceği durumlarda Yüklenici dönme hakkını değil ancak Sözleşmenin feshi hakkını kullanabilecektir.

Bu durumda da sözleşme ileri dönük olarak sona erdirilerek o güne kadar imal edilen eser iş sahibine bedeli karşılığında iade edilebilir. İş sahibi tarafından kullanılamayacak nitelikte bir eser meydana getirilmiş ise bu durumda da taraflar arasında fedakarlığın denkleştirilmesi yoluna gidilebilecektir.

2.    Global Götürü Ücret ile yapılan işlerde

Global Götürü Ücret usulü ile yapılan anlaşmalarda genel anlamda, enflasyon, malzeme fiyatlarının artışı gibi hallerde yüklenicinin iş sahibinden ücret artırımında bulunma talep hakkı bulunduğu kabul edilmektedir. Eser sözleşmesinin taraflarının, sözleşmede belirtilen ve bu surette kararlaştırılmış bulunan fiyatın artışında, yani pahalılaşmada ücretin değişen duruma uyarlanması ve bu yolla götürü ücretin değişmezliğine dair temel kurala aykırı bir düzenleme yapma ihtiyaçları doğmaktadır. Global götürü ücret ile yapılan eser sözleşmelerde fiyat farkı ödenmesi söz konusu olacaktır.

Eser sözleşmesinin pahalılık kaydıyla götürü ücret şeklinde yapılması halinde artırımın bu kayda göre olması gerektiğinden, yüklenicinin ifa güçlüğü de ortadan kalkacaktır. Ancak sözleşmede pahalılık kaydıyla götürü ücret kaydının bulunmasına karşın, ifa güçlüğü yahut engelinin ortadan kalkmaması durumunda  öngöremezlik hali sözleşme konusu edimin bu kaydın uygulanması halinde dahi yerine getirilmesini aşırı derecede güçleştiriyorsa ve artık yükleniciden dürüstlük kurallarına göre sözleşmeye devam etmesi beklenemeyecekse, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 480/2 maddesinin uygulanabilmesi mümkün olabilecektir.

Aksi durumda yüklenici öngörülmese bile gerçekleşen zararının sözleşme kapsamında giderebildiği dikkate alındığında ise ancak sözleşmenin feshi hakkı kullanılabilecektir.

3.    Birim Başına Götürü Ücret ile yapılan işlerde

Birim başına götürü ücret; yüklenicinin eserin tamamını ya da bir kısmını önceden belirlenmiş bir ücret karşılığı olarak değil ve fakat bütün edimin parçalarını oluşturan değişik edimleri, önceden belirlenmiş olan değişik tutarlardan ifa etmeyi üstlendiği bir eser sözleşmesinin varlığı halinde söz konusu olabilecektir.

Birim fiyat, yüklenicinin iş görme faaliyeti sırasında yapacağı değişik iş kalemlerinden birinin daha önce hazırlanmış birim fiyat tespitlerine göre hesaplanmış olan metrekare, metreküp, kilogram, ton, adet veya parça olarak miktar başına düşen fiyat olarak tanımlanmaktadır.

Yüksek Mahkeme tarafından birim başına fiyat tespiti ile kurulan sözleşmelerin götürü usulü ile yapıldığına dair kararlar mevcut olmakla beraber doktrin ile çelişmektedir. Her iki götürü ücret türü olan gerçek anlamda götürü ücret ve birim başına götürü ücrette kural olarak eksiltilmesi veya arttırılmasının istenmesi söz konusu değildir.

4.    Ücretin Yaklaşık Olarak Belirlenmesi ile yapılan işlerde

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 481. Maddesi ile, “Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Tarafların ücreti önceden belirleyecekleri ve fakat bu ücretin kesin ücret niteliği taşımaması halinde, ücretin yaklaşık olarak belirlenmesi söz konusu olacaktır. Bu nedenle, yüklenicinin eseri bu ücret miktarına göre imal etme zorunluluğu bulunmamaktadır.

Ücretin yaklaşık olarak belirlenerek eserin meydana getirilmesi durumunda yüklenicinin alacağı bedelin iş sonunda yapılacak keşif neticesinde hesaplanacağı dikkate alındığında sözleşmenin uyarlanması kendiliğinden mümkün olacaktır.

Ancak bu durumda da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 482. Maddesi ile düzenlenen, “Başlangıçta yaklaşık olarak belirlenen bedelin, işsahibinin kusuru olmaksızın aşırı ölçüde aşılacağı anlaşılırsa işsahibi, eser henüz tamamlanmadan veya tamamlandıktan sonra sözleşmeden dönebilir.

Eser, işsahibinin arsası üzerine yapılıyorsa işsahibi, bedelden uygun bir miktarın indirilmesini isteyebileceği gibi, eser henüz tamamlanmamışsa, yükleniciyi işe devamdan alıkoyarak, tamamlanan kısım için hakkaniyete uygun bir bedel ödemek suretiyle sözleşmeyi feshedebilir.” maddesi uyarınca iş sahibine sözleşmeden dönme veya feshetme yetkisi vermektedir.

İş sahibi yapılan keşifte veya eserin yapımı devam ederken yaklaşık bedelin aşırı derecede aşılacağını anlaması durumunda sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Bu durumda hakkaniyet oranında yükleniciye meydana getirilen eser oranında ödeme yapılması gerekecektir.

5.    Sonuç

Eser sözleşmelerinin “götürü usulü” ile kararlaştırıldığı durumlarda, sözleşmenin özelliği uyarınca, değişen şartların ve koşulların sözleşmeye uyarlanması mümkün olamayacağına karşın mücbir sebep olarak nitelendirilebilecek Covid-19 pandemisi uyarınca yüklenici sözleşmede yer almayan kimi haklara sahip olabilecektir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında eser sözleşmesi süresinde Covid-19 pandemisi nedeni ile eserin yapılmasına engel olunur veya son derece güçleşirse, yüklenici sözleşmenin yeni koşullara uygulanmasını isteme, sözleşmeden dönme ya da dürüstlük kurallarının gerektiği durumlarda ise fesih hakkını kullanarak sözleşmeyi sona erdirebilecektir.

Yazar: Av. Arda Aşık

1984 İstanbul doğumlu olan Arda Aşık, 2007 yılında Bursa Barosuna kayıt olarak Avukatlık görevini sürdürmektedir. Sağlık Hukuku, İdare Hukuku, Türki Ticaret Hukuku, Şirketler Hukuku ve İş Hukuku alanlarında danışmanlık görevlerini sürdüren Arda Aşık, düzenlenen panel ve kongrelerde sağlık hukuku alanında eğitim vermektedır. Türk Borçlar Hukuku, İş Hukuku, Türk Ticaret Hukuku ve Vergi Hukuku alanlarında dava ve uyuşmazlık çözümü hizmetlerini sürdürmektedir.