Türkiye’de Yerleşik Olanların Kendi Aralarında Döviz İle İşlem Yapması Yasaklanmıştır

Cumhurbaşkanlığı’nın 12 Eylül 2018 tarihli 85 Sayılı Kararı ile Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda değişiklik yapılarak; “Türkiye’de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz.” hükmü getirilmiş bulunmaktadır.

Ayrıca karar uyarınca, “Daha önce akdedilmiş ve halen yürürlükte bulunan sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedeller, Bakanlıkça belirlenen haller dışında Türk Parası olarak taraflarca yeniden belirlenir.” düzenlemesine de yer verilmiştir.

Yasak Kapsamındaki Kişiler

Kararın kapsayıcılığı “Türkiye’de yerleşik olan kişiler” olarak sınırlandırılmıştır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere Karar, Türkiye’de kurulu buluna tüzel kişiler, gerçek kişiler, kamu kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri gibi tüm kamu ve özel hukuk kişileri için geçerlidir. Kararın kapsamı dahilinde kabul edilebilmek için yabancı sermayeli şirketler açısından şirket merkezinin Türkiye’de bulunması yeterlidir. Şirket sermayesinin yabancı olması, şirket ortaklarının yabancı olması veya yabancı bir holdingin Türkiye’de bulunan uzantısı niteliğinde bir yapılaşmanın olmasının kapsayıcılık açısından bir önemi bulunmamaktadır. Ancak Türkiye’de yerleşik bir kişinin, yurtdışında yerleşik olan bir kişi ile yapacağı sözleşmeler yasak kapsamında kabul edilemeyecektir.

Yasak Kapsamındaki İşler

Karar uyarınca yasak kapsamında kalan kişilerin birbirleri ile olan Kararda tahdidi olarak sayılan belli hukuki sözleşmelerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması yasaklanmıştır.

Karar uyarınca, taraflar arasında olan menkul alım – satımı, gayrimenkul alım – satımı, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing, iş sözleşmeleri, hizmet sözleşmeleri ve eser sözleşmeleri yasak kapsamında kalmaktadır.

Kararın ekonomik anlamda oldukça geniş bir sektörü kontrol altına almış olduğu görülmektedir. Buna göre öncelikle her türlü menkul (taşınır) alım ve satımının döviz cinsinden veya döviz endeksli olarak yapılması yasaklanmıştır. Söz konusu yasak Türkiye’deki tüm üretim sektörünü kapsama almaktadır.

Gayrimenkul alım ve satımının kapsama dahil edilmesinin yanı sıra eser sözleşmelerinin de kapsam dahilinde kabul edilmesi inşaat sektörünün büyük bir kısmının yine yasak kapsamına alınmış olduğunu göstermektedir.

Diğer taraftan bankacılık ve finans sektörü bakımından taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama ve leasing sözleşmelerinin kapsam dahiline alınmış olması nedeni ile bankalar, finans kurumları ve filo kiralama şirketleri ile müşterileri arasında yapılmış olan bu konudaki tüm sözleşmelerin uyarlanmasını gerektirecektir.

Karar uyarınca tüm menkul ve gayrimenkul kiralama sözleşmeleri kapsam dahiline alınmış olduğunda ürün kiralama sözleşmeleri de dahil olmak üzere tüm kiralama sözleşmelerinin yasak kapsamında olduğu görülmektedir. Bu kapsamda Rödovans Sözleşmelerinin de yasak kapsamında kalmış olduğunun değerlendirilmesi gerekmektedir.

4857 sayılı İş Kanunu kapsamında kalan iş sözleşmeleri ve/veya 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında kalan hizmet sözleşmeleri de Karar uyarınca yasak kapsamında kabul edilmektedir.

Karar uyarınca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında yapılan eser sözleşmeleri de yasak kapsamında kabul edilmiştir. Eser sözleşmesi, yasadaki tanımı uyarınca, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmelerin tamamıdır. Tanımdan da görülebileceği üzere eser sözleşmeleri Türk Hukukunda oldukça çeşitli ve farklı sektörlerde uygulanabilen bir sözleşme türüdür. İnşaat yapımı, estetik amaçlı yapılan tedaviler, diş tedavileri, organizasyon düzenlenmesi, kongre düzenlenmesi, bir mobilyanın yapılması, bilgisayarın onarılması, evin boyanması, bir konser verilmesi, bir tiyatro gösterisi yapılmasına dair olan sözleşmeler eser sözleşmelerine örnek olarak verilebilir. Eser kavramından mutlaka ortaya yeni bir eser çıkarılacağı anlaşılmamalıdır. Yani bir onarım, tamir, bir biçim değiştirme de yine bir eser kavramına dahil olabilecektir. Görüldüğü üzere eser sözleşmesinin kapsayıcılığı dikkate alındığında Türk Hukukunda var olan birçok sözleşme Karar uyarınca yasak kapsamında kalmaktadır.

Kararda sayılı olmayan tüm sözleşmeler Karar ile düzenlenen yasağın kapsamı dışında kalmakta olduğundan bu sözleşmelerin tarafları kim olursa olsun döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

Yine Karar uyarınca Bakanlıkça Karar kapsamında düzenlenen ancak yasak kapsamında kalmayacak haller istisna olarak daha sonradan belirlenecektir. Bakanlıkça açıklanan hallerde olan sözleşmelerin de döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması hukuken ileriye dönük mümkün olacaktır.

Mevcut Sözleşmelerin Durumu

Karar ile Türkiye’de yerleşik kişiler arasında belirlenen sözleşmelerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması ileriye dönük olarak yasaklanmış olmasının yanı sıra ayrıca Kararın yayımlanmasından önce yapılan ve halen ifa edilen sözleşmeler de yasak kapsamına alınmıştır.

Karar uyarınca Kararın yayımından önce akdedilmiş olan ve halen yürürlükte olan sözleşmelerin Kararın yayımından itibaren 30 gün içerisinde taraflarca Türk Lirası üzerinden tekrar kararlaştırılması gerekmektedir.

Karar uyarınca döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılan sözleşmelerin taraflarca tekrar Türk Lirası olarak belirlenmesi gerektiği düzenlemesine yer verilmiş ve bu belirlemeyi tarafların serbest iradesine bırakmıştır. Taraflar arasında sözleşme bedelinin Türk Lirası bedeli ile kararlaştırılamaması durumunda taraflardan birinin talebi ile Mahkeme tarafından sözleşmenin uyarlanması istenebilecektir. Mahkemece verilecek karar neticesinde taraflar arasındaki sözleşmenin Karara uygun hale getirilmiş olduğunun kabulü gerekecektir.

Diğer taraftan taraflarca akdedilen sözleşmenin Türk Lirası cinsinden olması taraflardan birisi için katlanılmaz bir durum oluşturabilir. Bu gibi bir durumda taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmenin niteliği büyük önem kazanır. Yasa gereği kimi sözleşmeler bu sebeple haklı neden ile sona erdirilebileceğinin kabulü gerekir iken kimi sözleşmeler açısından sözleşmenin feshi haksız bir nitelik alabilecektir. Sözleşmelerin uygulanmasının tek tek ele alınması önem arz edecektir.

Karar Kapsamında Kalan Sözleşmenin Hükümleri

Karar uyarınca sadece sözleşme bedelleri yasak kapsamında alınmamış, sözleşmenin her türlü yan yükümlülüğünün de Türk Lirası üzerinden düzenlenmesi zorunluluğu getirilmiştir. Buna göre sözleşme bedelinin yanı sıra, yan edim niteliğinde olan cezai şart, faiz veya gecikme cezası gibi her türlü yan yükümlülüğün de Türk Lirası üzerinden kararlaştırılması gerekmektedir.

Karara Aykırılık Durumunda Ceza

Cumhurbaşkanlığı Kararı uygulanması zorunlu bir genel düzenleyici işlem niteliğinde olup Karara uyulmaması yasa gereği yaptırıma bağlanmıştır. Türk Parasının Korunması Kanunu uyarınca, “Cumhurbaşkanının bu Kanun hükümlerine göre yapmış bulunduğu genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişi, üçbin Türk Lirasından yirmibeşbin Türk Lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılır.”

Yasa uyarınca Karar ile getirilen kapsamda sözleşmelerin döviz cinsinden veya döviz endeksli olarak kararlaştırılması veya daha önce akdedilen sözleşmelerin Kararda belirtilen 30 günlük süre içerisinde taraflarca Türk Lirası cinsinden yeniden belirlenmemesi durumunda yasada öngörülen 3.000,00 TL ila 25.000,00 TL arasında idari para cezasına hükmedilebilecektir.

Yazar: Av. Arda Aşık

1984 İstanbul doğumlu olan Arda Aşık, 2007 yılında Bursa Barosuna kayıt olarak Avukatlık görevini sürdürmektedir. Sağlık Hukuku, İdare Hukuku, Türki Ticaret Hukuku, Şirketler Hukuku ve İş Hukuku alanlarında danışmanlık görevlerini sürdüren Arda Aşık, düzenlenen panel ve kongrelerde sağlık hukuku alanında eğitim vermektedır. Türk Borçlar Hukuku, İş Hukuku, Türk Ticaret Hukuku ve Vergi Hukuku alanlarında dava ve uyuşmazlık çözümü hizmetlerini sürdürmektedir.