Döviz ile Yapılan Sözleşmelerin Uyarlanması

Ülkemizde 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan Darbe Girişiminin ekonomik etkileri özellikle döviz ile borçlanan kişiler açısından çok daha olumsuz bir hal almıştır. Döviz ile borçlanarak %50’ye varan oranlarda değer kaybeden Türk Lirası karşısında borcu da bu oranlarda artan kişilerin başvurabileceği bir hukuk yolu bulunmaktadır.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 138. Maddesi ile, “Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.” Düzenlemesine yer verilmiştir.

Anılan düzenleme uyarınca, sözleşmenin yapıldığı sırada sözleşmenin her iki tarafınca da öngörülmeyen ve de öngörülmesi mümkün olmayan yeni şartların, sözleşme sırasında ortaya çıkması ve bu durumdan taraflara yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmaması gereklidir. Bu durumda sözleşmenin sürdürülmesi ya da yerine getirilmesi kendisinden beklenmesi dürüstlük kurallarına aykırı düşebilecek olan borçluya sözleşme gereğini ifa etmeden veya bu yöndeki itirazı kayıt ile ifasından sonra sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. Sözleşmenin uyarlanması mümkün olmadığı taktirde sözleşmeden dönme ya da sözleşmeyi fesih hakkını kullanabilir.

Hakim tarafından tarafların serbest iradeleri ile kurmuş oldukları sözleşmeye müdahale edilebilmesi için öncelikle gelişen şartların sözleşmenin yapıldığı esnada taraflarca öngörülmesinin mümkün olmaması gerekmektedir. Yüksek Mahkeme tarafından özellikle yabancı para borçlarında, ekonomik kriz gibi nedenlerle yaşanan dalgalanmaların ve olağan dışı artışların, Türk Lirasının yabancı para karşısında her daim değer kaybettiğinin bilinen bir gerçek olması ve buna rağmen yabancı para ile sözleşme imzalayan taraflarca yaşanabilecek dalgalanmaların öngörülebilecek nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.

Bununla birlikte 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile tacirlere basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü verilmiş olması nedeni ile tacirler hakkında yapılan uyarlama talepleri çok daha katı şartlarda incelenmektedir.

Temmuz 2016 süreci ile ekonomik olarak yaşanan kayıpların ise salt Darbe Girişimi nedenli olması halinde mücbir neden olarak kabulünün zorunlu olduğu ve bu nedenle de taraflarca öngörülmesi mümkün olmayan yeni bir şart doğurduğunu kabul etmek gerekir. Ancak salt darbe girişimine bağlanamayan başkaca ve genel ekonomik şartlara bağlanabilen değişen şartların ise taraflarca öngörülmesi gereken nitelikte olduğunun kabulü daha doğru olabilecektir. Zira yerel ya da global ekonomik dalgalanmalar özellikle tacirler tarafından öngörülmesi gereken yeni şartlar oluşturur. Bununla birlikte darbe girişimi ise beklenmedik ve öngörülmesi mümkün olmayan bir durumdur ki ekonomik etkileri nedeni ile tarafların bundan hukuken korunması gerekir.

Taraflar arasında sözleşmenin kurulması esnasında öngörülmeyen ve öngörülmesi de mümkün olmayan şartın tarafların kusuru olmaksızın gerçekleşmesi hali hakime sözleşmeye müdahale etme yetkisini vermemektedir. Ayrıca bu durumda sözleşmenin ifasının borçlu taraftan istenmesi de dürüstlük kurallarına aykırı düşmelidir. Yasada istenen diğer şartlar gerçekleşse de sözleşmenin ifasının dürüstlük kurallarına aykırı düşmediği durumlarda hakimin sözleşmeye müdahalesi istenemeyecektir.

Hukuken hakim tarafından taraflar arasında serbest irade ile düzenlenen sözleşmeye müdahale edilmesi istenen ve kabul edilen bir sonuç olmayıp bu sonucun gerçekleşme sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Anılan şartların gerçekleşmesi halinde ancak borçlu tarafından sözleşmenin yeni şartlara uyarlanması ya da bu mümkün olmadığı taktirde sözleşmeden dönme ve fesih hakları kullanılabilecektir

Yazar: Av. Arda AŞIK

1984 İstanbul doğumlu olan Arda Aşık, 2007 yılında Bursa Barosuna kayıt olarak Avukatlık görevini sürdürmektedir. Sağlık Hukuku, İdare Hukuku, Türki Ticaret Hukuku, Şirketler Hukuku ve İş Hukuku alanlarında danışmanlık görevlerini sürdüren Arda Aşık, düzenlenen panel ve kongrelerde sağlık hukuku alanında eğitim vermektedır. Türk Borçlar Hukuku, İş Hukuku, Türk Ticaret Hukuku ve Vergi Hukuku alanlarında dava ve uyuşmazlık çözümü hizmetlerini sürdürmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir