Markanın Kullanım Zorunluluğu ve Kullanmama Nedeni İle Hükümsüzlüğü

2017 yılı başında yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile fikri sınai haklar hakkında uzun zamandır beklenen yasal düzenleme yapılmış oldu.

Yasa uyarınca marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dahil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir.

Önceden olduğu gibi yasa ile markanın korunması Türk Patent Enstitüsüne tescili ile başlamakta olup markanın korunmasından kaynaklanan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin bu hakları markanın iptali, hükümsüzlüğüne karar verilmesi, yenilenmemesi veya bu haktan vazgeçilmesine kadar devam eder.

Yasa ile hedeflenen amaç tescili sağlanan markanın iktisadi hayatta kullanımının sağlanmasıdır. Nitekim anılan kanunun 9 maddesinde markanın, tescil edildiği mal veya hizmetlerle ilgili olarak kullanılması gereğine açıkça işaret edilmiştir.

Markanın söz konusu kullanımı, markanın tescil edildiği amaç dahilinde, işlevine uygun, yani ticari hayatın içinde, markanın fonksiyonlarının yerine getirilmesi için Türkiye’de kullanımıdır. Bu nedenle sırf üçüncü kişilerin markayı iptal ettirmesini önlemek amacıyla, markanın evraklar veya ilanlar aracılığıyla kullanılması ve benzeri durumlar yasa gereğince kullanım olarak değerlendirilmeyecektir.

Markanın kural olarak sahibi tarafından kullanılması gerekir. Bununla birlikte markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması ve markanın sadece ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılması halleri de markayı kullanma olarak kabul edilmiştir.

Kimi zaman markanın bizzat marka sahibi tarafından kullanılması söz konusu olmamaktadır. Bu durumda markanın, marka sahibinin izni ile kullanılmasının da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edileceği hükme bağlanmıştır.

Yasa gereğinde marka sahibinin tescil edilen markayı anılan şekillerde kullanması zorunludur. Markanın tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmektedir.

Marka sahibinin, haklı sebeplerinin varlığı halinde markanın iptaline karar verilmesini engellemesi mümkündür. Haklı neden, anılan sürede markanın kullanılmasını imkânsız kılan hukuki ve fiili engeller olup bu nedenlerin marka sahibinin kusurlu davranışından kaynaklanmaması gerekmektedir.

Aksi durumda markanın kullanılmaması nedeni ile hükümsüzlüğüne karar verilmesi mümkündür. Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması halinde, markanın hükümsüzlüğüne karar verilemeyecektir. Bununla birlikte iptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz.

Daha önce Kanun Hükmünde Kararname ile yer verilen düzenlemeye paralel olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile de markanın kullanımını teşvik edecek ve marka sahibini zorlayacak hükümlere yer verilmiştir. Markayı tescil ettiren ve fakat iktisadi olarak gerçekten kullanmayan marka sahibinin markanın tescilinden kaynaklanan haklarını kaybedecektir.

Yazar: Av. Arda AŞIK

1984 İstanbul doğumlu olan Arda Aşık, 2007 yılında Bursa Barosuna kayıt olarak Avukatlık görevini sürdürmektedir. Sağlık Hukuku, İdare Hukuku, Türki Ticaret Hukuku, Şirketler Hukuku ve İş Hukuku alanlarında danışmanlık görevlerini sürdüren Arda Aşık, düzenlenen panel ve kongrelerde sağlık hukuku alanında eğitim vermektedır. Türk Borçlar Hukuku, İş Hukuku, Türk Ticaret Hukuku ve Vergi Hukuku alanlarında dava ve uyuşmazlık çözümü hizmetlerini sürdürmektedir.