Nasıl bir ibraname?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile, İş Hukukunda ve İş Hayatında çok büyük bir sorun haline gelen ve uygulamada Yargıtay içtihatları doğrultusunda süre gelen işçi ile işveren arasında düzenlenen ibraname çok sıkı şekil şartlarına bağlanıyor.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesi ile işçi ile işveren arasında imzalanacak ibranamelerin;

1. Yazılı olması,

2. İbra tarihinin sözleşmenin sona ermesinden itibaren en az bir aylık sürenin geçmesinden sonra düzenlenmiş olması,

3. İşçinin işvereni ibra ettiği alacak türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi,

4. İşçinin hak etmiş olduğu alacağın noksansız olarak ve banka kanalı ile ödenmesi gereklidir.

Söz konusu şartların birisinin eksik olması halinde ibra sözleşmeleri veya ibranamenin kesin olarak hükümsüz olacağı düzenlenmiştir.

Kanun ile düzenlenen ibraname şartları çok kesin ve sert hükümler içermesi ile iş akdinin sona ermesi halinde ibraname düzenlenmesini işverenler açısından hemen hemen işlevsiz hale getirmektedir. Zira, işçiye hak edişleri tam olarak ödenmek zorunda bırakılmakla birlikte daha önce ispat şartı olan banka kanalı ile ödeme ibranamenin geçerlilik unsurlarından sayılmıştır.

Daha evvel Yargıtay tarafından da işçinin iş akdi devam ederken veya iş akdi sonlandığı esnada işçiye imzalatılan ibranamelerin işçinin gerçek iradesini yansıtmayabileceği yönünde kararlar verilmişti. Yasa koyucu tarafından da Yargıtay’ın söz konusu görüşü sürdürülmüş ve daha kesin bir düzenlemeye yer verilmiştir. Düzenlemeye göre işçinin iş akdinin sona ermesinden itibaren en az bir aylık bir sürenin geçmiş olması gerekiyor. Daha erken yapılan ibranameler ise kesin olarak geçersiz addedilmiştir.

Söz konusu bir aylık süre ödemenin ertelenmesi anlamını taşımamaktadır. Düzenlenen bir aylık süre içerisinde ödenmeyen alacaklar hakkında ödeme tarihine kadar faiz işlemeye devam eder.

Bunun dışında işçi ile işveren arasında yapılacak ibra sözleşmelerinde, ibranamelerin matbu metin halinde olmamasına, farklı renkteki kalemler ile yazı yazılmak sureti ile sonradan doldurulma anlamına yer verilmemesine, ibranamelerde işyerinde uygulaması bulunmayan ücret veya ödeme türlerine yer verilmemesine, işçinin aslında hak kazanmadığı menfaat veya ödemelerin de ibra edildiği gibi çelişkili durum yaratılmamasına ve olabildiğince ibra sözleşmelerinde işçinin el yazısına ve imzasına yer verilmesine dikkat edilmelidir.

İbraname metninde yer verilen ve banka kanalı ile yapılan ödemelerin işçinin hak etmiş olduğu alacak bedelinden daha düşük olması halinde imzalanan ibraname yapılan ödemenin makbuzu niteliğine bürünür. Bu durumda işçinin hak etmiş olduğu ve fakat kendisine ödenmeyen alacakları için talep ve dava hakkı baki kalmaktadır.

İbraname sözleşmeleri hakkında düzenlenen şekil şartlarının bu kadar katı olmasının nedeni İş Hukukunda işçi lehine yorum ilkesi ile hizmet ilişkisi sırasında işçinin işveren karşısında güçsüz olmasıdır. Genel hukuk kurallarından feragat hakkının engellenmesi niteliğine varan düzenlemelerin çalışma hayatına olan etkileri ise önümüzdeki yıllarda görülebilecektir.

Yazar: Av. Arda AŞIK

1984 İstanbul doğumlu olan Arda Aşık, 2007 yılında Bursa Barosuna kayıt olarak Avukatlık görevini sürdürmektedir. Sağlık Hukuku, İdare Hukuku, Türki Ticaret Hukuku, Şirketler Hukuku ve İş Hukuku alanlarında danışmanlık görevlerini sürdüren Arda Aşık, düzenlenen panel ve kongrelerde sağlık hukuku alanında eğitim vermektedır. Türk Borçlar Hukuku, İş Hukuku, Türk Ticaret Hukuku ve Vergi Hukuku alanlarında dava ve uyuşmazlık çözümü hizmetlerini sürdürmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir