7244 Sayılı Torba Kanun Kapsamında Ticari Hayata Dair Tedbirler

Bilindiği üzere tüm Dünya’yı ve de ülkemizi etkisi alan Covid-19 (Koronavirüs) sebebiyle günlük yaşantımız, alışkanlıklarımız, yaşayış tarzımızın yanında iş hayatımız ve buna dair mecburiyetlerimiz de olumsuz anlamda değişmeye başlamıştır.

Covid-19, günlük hayatımızda başta sağlık sektörü olmak üzere gıda, turizm, sanayi, ticaret gibi birden fazla iş kolunda olumsuz anlamda birçok değişikliğe yol açmıştır.

Covid-19 un etkisini gösterdiği bu süreçte ülkemizin ana yaşam damarlarından olan ticaret şirketlerinin şirket organlarının yavaş işlemesi, genel kurul-yönetim kurulu toplantılarının süresinde yapılamaması ve fiziki olarak gerçekleştirilmesinde güçlük yaşanması gibi zorluklarla yüz yüze gelinmiştir.

Bahsettiğimiz bu zorlu süreçte ülkedeki para akışının ve üretimin ana lokomotifi olan sermaye şirketlerinin (özellikle anonim ve limited), salgından asgari düzeyde etkilenerek fonksiyonel anlamda büyük zorluklar yaşamadan bu süreci atlatabilmesi amacıyla hükümet tarafından bazı düzenleyici tedbirler getirilmiştir. Hatırlatma amacıyla anılan düzenlemeleri şu şekilde özetleyebiliriz.

Ticaret Bakanlığı’nın 20.03.2020 tarih ve 53382221 sayılı sirkülerinde, şirket genel kurullarının yoğunlukla gerçekleştirildiği bu dönemde yapılması planlanan toplantılar için bazı tedbirler alınmıştır. Bu kapsamda çağrısı yapılan ancak henüz gerçekleştirilmeyen genel kurul toplantılarının ileri bir tarihte yapılmak üzere iptal edilmesi imkânı ve ayrıca elektronik genel kurul toplantılarının şirket esas sözleşmelerinde hüküm olmasa dahi uygulanmasına olanak tanınmıştır.

T.C. Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nün 20.03.2020 tarihli ve 53382221 sayılı açıklaması ve buna ilaveten Ticaret Bakanlığı’nın resmi internet sitesinde yayınlanan, Ticaret Bakanı’nın sözlü açıklamasını detaylandıran ve yayınlanan duyurusu mevcuttur.

16.03.2020 tarihli İçişleri Bakanlığı Genelgesi ile her türlü toplantı ve faaliyetleri (icra-i zorunluluk gerektiren yönetim faaliyetleri hariç) 16.03.2020 pazartesi saat 24:00 itibariyle geçici olarak ertelenecek” düzenlemesi,

20.03.2020 tarihli 2020/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’nde de açık ve kapalı alanlarda her türlü bilimsel, kültürel, sanatsal ve benzeri toplantı veya aktiviteler 30.04.2020 tarihine kadar ertelendiği için düzenlenecek her türlü toplantı ve etkinliğin ertelenmesi gerektiği duyurusu,

Tüm bu düzenlemelerle birlikte getirilen son düzenleyici işlem ise 7244 sayılı torba kanun özelliğinde olup, birçok alanda değişiklik getirmesinin yanı sıra sermaye şirketleri açısından da öz sermayenin korunması için bazı tedbir ve kolaylaştırıcı düzenlemeler getirmiştir.

Yayımlanan bu Kanun’da; belediye, il özel, idaresi, köy, dernekler, kooperatif şirketler, gerçek ve tüzel kişi elektrik- su aboneleri, veterinerler, çiftçiler, seyahat acentaları, öğrenciler ve daha birçok kesimle ilgili yapılan düzenlemeler ile bahsedilen kişilerin Hazine Ve Maliye Bakanlığı’na olan vergi borçları, kredi, kira, ecri misil, satış sözleşmesi gibi işlemlerden kaynaklı borçları ile ilgili olarak; vade süresinin ertelenmesi, faiz ve gecikme zammı gibi asıl alacağa bağlı ferilerden vazgeçilmesi, taksitle ödeme gibi ödeme kolaylıkları sağlanmıştır.

Bu Kanun’un 8. Maddesi (işverenlerin kısa çalışma başvurusu ile ilgili olan madde 29.02.2020 tarihinden itibaren uygulanacaktır) hariç diğer maddeleri yayınlanma tarihi olan 17.04.2020 tarihinde yürürlüğe girecektir.

1.     Sermaye şirketlerindeki genel kurul ile yönetim kurulu – müdürler kurulu arasındaki ilişki nedir?

7244 sayılı Kanun’un sermaye (özellikle anonim) şirketleri açısından getirdiği düzenlemeleri anlayabilmek için öncelikle anonim ve limited şirketlerdeki en önemli organları ve bunlar arasındaki ilişkiyi belli oranda bilmek gerekmektedir.

Şirketin varlığını sürdürebilmesi kanunen zorunlu olarak bazı organlara sahip olması gerekir. Oluşturulacak olan her organın şirketin işleyişi açısından fonksiyon ve önemi de kendi içyapısına göre farklılık oluşturmaktadır.

Genel kurul tüm paydaşlardan oluşan, yapısı gereği ağır ve yavaş işleyen, karar alması oldukça uzun soluklu bir süreçle sonuçlanan ve şirket açısından en önemli kapsayıcı konularda karar alabilen şirketin en genel yetkili organıdır. Genel kurul, ancak kanunda ve şirketin esas sözleşmesinde açıkça belirtilen konularda kararlar alabilir.

Yönetim kurulu ise, genel kurula görece daha az önemli nitelikteki kararları ve yapısı gereği şirketin güncel ve hızlıca çözülmesi gereken konulardaki kararları alabilen şirket organıdır. Yönetim kurulu, bu açıdan; hızlı, pratik ve içinde bulunulan zaman dilimine göre anlık hareket edebilen bir mekanizmaya sahip olmalıdır.

Anonim şirketlerde genel kurul ile yönetim kurulu arasındaki ilişkinin temel kaynağını oluşturan maddeler TTK. 375 VE TTK. 408’dir. Buna göre TTK. 375’te yönetim kurulunun, TTK. 408’ de ise genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri düzenlenmiştir.

TTK.616’da ise limited şirketlerde genel kurulunun devredilemez görev ve sorumlulukları düzenlenmiştir. Müdürler kurulunun görev ve yetkilerinin kapsamına ilişkin olarak ise TTK. 629 gereği anonim şirketlerin yönetim kurullarının temsil yetkisine ilişkin kurallar kıyas yoluyla uygulanır.

Yönetim kurulu, kanunda ve şirket esas sözleşmesinde açıkça genel kurula verilen görev ve yetkiler dışında kalan tüm konularda işlem yapabilir ve karar alabilir. Yönetim kuruluna bırakılan işlemlerle ilgili olarak esas sözleşmede değişiklik yapılmak suretiyle genel kurula yetki verilebilir.

2.     7244 sayılı Kanun ile sermaye şirketleri açısından getirilen düzenlemeler nelerdir?

17.04.2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanan 7244 Sayılı Yeni Korona virüs (Covıd-19) Salgınının Ekonomik Ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Türk Ticaret Kanunu’nda da geçici ek madde eklenmek suretiyle bazı değişiklikler yapılmıştır. 7244 sayılı Kanun Madde 12 ile; 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa geçici 13.madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 13 – (1) Sermaye şirketlerinde, 30/9/2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem kârının yalnızca yüzde yirmi beşine kadarının dağıtımına karar verilebilir, geçmiş yıl kârları ve serbest yedek akçeler dağıtıma konu edilemez, genel kurulca yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtımı yetkisi verilemez. Devlet, il özel idaresi, belediye, köy ile diğer kamu tüzel kişilerinin ve sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait fonların, doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip olduğu şirketler hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz. Bu fıkrada belirtilen süreyi üç ay uzatmaya ve kısaltmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.

(2) Genel kurulca 2019 yılı hesap dönemine ilişkin kâr payı dağıtımı kararı alınmış ancak henüz pay sahiplerine ödeme yapılmamışsa veya kısmi ödeme yapılmışsa, 2019 yılı net dönem kârının yüzde yirmi beşini aşan kısma ilişkin ödemeler birinci fıkrada belirtilen sürenin sonuna kadar ertelenir.

(3) Bu maddenin kapsamına giren sermaye şirketlerine ilişkin istisnalar ile uygulamaya dair usul ve esasları belirlemeye, Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşünü almak suretiyle Ticaret Bakanlığı yetkilidir.”

7244 sayılı Torba Kanun’da 6102 sayılı TTK’ ya eklenen Geçici 13’üncü maddenin gerekçesinde, COVID-19 salgınının ekonomi üzerindeki yıkıcı etkileri hükümet ve ilgili çevreler tarafından henüz tam olarak hesaplamamış olup bu durum, hükümetin ülkenin ticari işleyişi açısından hayati ve önleyici nitelikte olan bir takım tedbirler almasına sebep olmuştur.

Ülke ekonomisinin ani bir şekilde zor durumda kalmaması ve ticari hayatın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi ülkemiz açısından elzemdir. Buna yönelik olmak üzere, şirket öz sermayesinin ortaklara dağıtılmak suretiyle tüketilmesinin ve ilave finansman ihtiyacının oluşmasının önüne geçebilmek amacıyla yapılacak olan kar dağıtımına ilişkin olarak 30/09/2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere Türk Ticaret Kanunu’na eklenen geçici 13. madde düzenlemesi şu şekilde yorumlanabilir;

a.     2019 yılı net dönem kârının sadece %25’inin dağıtımına karar verilebilecektir

Sermaye şirketlerinde, 30/09/2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem kârının sadece %25’inin (yüzde yirmi beşinin) dağıtımına karar verilebilir, geçmiş yıl kârları ve serbest yedek akçeler dağıtıma konu edilemez.

Devlet, il özel idaresi, belediye, köy ile diğer kamu tüzel kişilerinin ve sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait fonların, doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin %50’nden (yüzde ellisinden) fazlasına sahip olduğu şirketler istisna tutulmuş olup, bu şirketler hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.

Kanun ile öngörülen değişiklik ile 30 Eylül 2020 tarihine kadar, sermaye şirketlerinin 2019 yılı hesap dönemine ilişkin olarak 2020 yılında gerçekleştirilecek genel kurul toplantılarında (bu toplantılar yönetim kurulu tarafından ertelenememiş veya iptal edilmemiş olmalı) gündeme alınacak nakit kâr payı dağıtımı kararlarına sınırlama getirilmiştir.

Kar payı dağıtım kararı daha önce de belirttiğimiz gibi TTK madde 408’de düzenlenen genel kurulun devredilemez yeki ve görevleri arasındadır. Şirket ortaklarının (paydaşlarının) tek beklentisinin şirketten elde edecekleri kar payı olduğu düşünülürse eğer bu durum şirketler açısından büyük sorunlara yol açabilecektir. Mümkün olmamakla birlikte, bu duruma çare olarak yönetim kurulunun karar alabilmesi düşünebilse bile yönetim kurulunun aldığı karar Kanun’un emredici hükümlerine aykırı olacağından alınan karar butlanla (hükümsüzlükle) geçersiz sayılacaktır.

Genel kurulun yapıldığı varsayımıyla hareket edecek olursak eğer; bu durumda 30.09.2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem karının sadece %25’i dağıtılabilecektir. Bunun için şirketin geçmiş dönem zararının olmaması ve serbest yedek akçelerinin bulunması gerekir. Şirketin 2018 yılı veya daha eski dönemlere ait net karı veya serbest yedek akçesi bulunsa bile bunlar dönem karlarının dağıtımına konu edilemez.  Belirtilen süreyi üç ay uzatmaya ve kısaltmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.

b.     Genel kurul tarafından yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtımı yetkisi verilemeyecektir

7244 sayılı Torba Kanun’da 6102 sayılı TTK’ ya eklenen Geçici 13’üncü madde uyarınca genel kurul tarafından yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtımı yetkisi verilemez. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan 09/08/2012 tarihli ve 28379 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan “Kâr Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliğ” hükümlerine göre hesaplanan kar payı avansının dağıtımı için Torba Kanun’da yer alan düzenleme uyarınca 30/09/2020 tarihine kadar yönetim kuruluna yetki verilemeyecektir. Bu açıdan bakıldığında kar payı avansı dağıtımı için mutlaka genel kurul kararı gereklidir.

i.      Kar Payı avansı dağıtım nedir, şartları nelerdir?

Avans kar payı dağıtımı, işletmelerin dönem sonunda elde ettikleri kardan önce geçici vergi dönemlerinde elde ettikleri net karın dönem sonunda yapılacak kar dağıtımına mahsuben önceden yapılan kar dağıtım işlemidir. Kar payı avansı dağıtımının yapılabilmesi için; Şirketin 1. 2. ve 3. Geçici vergi dönemlerinde kar etmiş olması ve şirket genel kurulunca kar payı avansı dağıtım kararı alınmış olması gerekmektedir.

ii.      Kar payı avansının dağıtımında genel kurul ve dağıtma usulü nasıl olur?

Kar payı avansı dağıtımına yönelik genel kurul toplantılarındaki işlemlerin geçerli sayılabilmesi için; anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde sermayenin en az dörtte birini karşılayan pay sahiplerinin hazır olması gerekmektedir. Oyların çoğunluğunun kar payı avansı dağıtılması yönünde kullanılması gerekmektedir. Limited şirketlerde ise oyların salt çoğunluğunun kar payı avansı dağıtılmasına yönelik kullanılması gerekmektedir.

Dağıtılacak olan kar payı avansı kardan imtiyazlı paylara imtiyaz dikkate alınmadan ve ortaklara payları oranında ödenmesi gerekir. Bir diğer usul şartı ise, ortakların taahhüt ettikleri ödenmemiş sermayesi dışında şirkete herhangi bir şekilde borçlu olmamalarıdır. Aksi halde bu borç, kar payı avansının dağıtımından öncelikli olarak mahsup edilir.

Açıkladığımız tüm bu hususlar çerçevesinde; belirttiğimiz şartlara uyulmadan genel kurul tarafından alınacak olan kar payı avans dağıtımı kararının hukuki bir geçerliliğinin olmayacağı ve batıl sayılacağı açıktır. Dolayısıyla, şirket genel kurulunca alınacak olan kar payı dağıtım avansı ile ilgili kararda anılan nisaplarla ve belirtilen usuller dairesinde bu kararların alınması gerekmektedir.

c.      Kar payı dağıtımına karar verilmişse 2019 yılı net dönem kârının %25’i aşan kısma ilişkin ödemeler ertelenebilecektir

Genel kurulca 2019 yılı hesap dönemine ilişkin kâr payı dağıtımı kararı alınmış ancak henüz pay sahiplerine ödeme yapılmamışsa veya kısmi ödeme yapılmışsa, 2019 yılı net dönem kârının %25’ini (yüzde yirmi beşini) aşan kısma ilişkin ödemeler 30/09/2020 tarihine kadar ertelenir.

Bu madde hükmüne aykırı olarak, 2019 yılı net dönem karının %25’ini aşar şekilde bir kar dağıtım kararının toplanacak olan genel kurulca alınması halinde bu kararın genel hükümler çerçevesinde butlan ile sakatlanmış olacaktır. Bu karar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 447’nci maddesinin (c) fıkrasında yer alan “sermayenin korunması hükümlerine aykırı” bir karar olarak değerlendirilecektir. Bu yönde alınan karar butlanla sakat olduğundan, karar ile ilgili olarak hukuki yararı olan herkesin bu butlan (geçersizlik ) iddiasını ileri sürülebileceğini söyleyebiliriz.

Bu kapsamda sermayenin korunması, şirketlerin ticari hayatımızdaki etki çapı ve büyüklüğü dikkate alındığında Ticaret Bakanlığı’nın dahi alınan kararla ilgili olarak butlan iddiasında bulunabileceğini söyleyebiliriz.

6102 sayılı TTK’ ya eklenen Geçici 13’üncü maddede yer verilen 30/09/2020 tarihine kadarki bu süreleri üç ay uzatmaya ve kısaltmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. Bu maddenin kapsamına giren sermaye şirketlerine ilişkin istisnalar ile uygulamaya dair usul ve esasları belirlemeye, Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşünü almak suretiyle Ticaret Bakanlığı yetkilidir. 7244 sayılı Torba Kanun 17.04.2020 tarihinde yayımlanmış ve bu düzenlemeler yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

d.     Genel kurul toplanamaz ve kar payının dağıtımı kararı alınmazsa telafi için neler yapılabilir?

Kural olarak kar payının dağıtımı genel kurulun konusudur. Kar payı üzerindeki tasarruf işlemleri de genel kurulun vazgeçilemez görev ve yetkileri dahilindedir. Ancak erteleme süreci boyunca genel kurulun karar almasının mümkün olmaması sebebiyle kar payının dağıtımı konusunda işlem yapılamayacaktır. Bu durum ise tek beklentisi kar payı olan şirket paydaşları açısından büyük problemlere yol açabilecektir.

Erteleme sürecinde şirket paydaşlarının kar payı alamamasının telafi edilebilmesi için TTK. 358’e göre paydaşların şirkete borçlandırılması işlemi yapılabilir. Ancak bunun için kanunda iki şart mevcuttur. Buna göre paydaşların şirkete karşı olan sermaye taahhüdünden doğan borçlarını ödemiş olması ve şirketin yedek akçelerle birlikte geçmiş yıl zararlarını karşılayabilecek yapıda olması gerekir.

Şirketin yedek akçelerle birlikte geçmiş yıl zararlarını karşılayıp karşılamadığı ise ancak genel kurul tarafından onaylanmış yıllık bilançoya bakılarak tespit edilebilecektir. Bunun için de yine genel kurulun toplaması gerekecektir.

Erteleme süresince genel kurul toplanamayacağı için en son yıllık bilanço da onaylanmamış durumda kalacaktır. Yine bu noktada yönetim kurulu inisiyatif alıp kar payının henüz onaylanmamış ve ertelenen genel kurula sunulacak olan yıllık bilançoya (2019 bilançosu) göre işlem yapıp kar payının dağıtımı konusundan işlem yapabilir. Ancak unutulmamalıdır ki bu durumda bir zarar oluşması durumunda yine yönetim kurulu üyelerinin TTK.553 uyarınca sorumluluğu oluşabilecektir.

3.     7244 sayılı Kanun’daki Ticaret Şirketlerini Dolaylı Olarak İlgilendiren Düzenlemeler

a.     Perakende ticaretinde haksız fiyat uygulamasına ilişkin düzenleme

Kanun’un 13’üncü ve 14’üncü maddesi ile 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’una ek madde eklenmesi ve buna uygun olarak da idari para cezalarını düzenleyen 18’inci madde hükmünün değiştirilmesi öngörülmüştür. Bu düzenleme ile birlikte öngörülen idari para cezalarında artış yapılmıştır.

Kanun’da öngörülen 14’üncü madde hükmü getirilen düzenleme ile birlikte; 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a ek madde eklenmiştir. Yapılan bu düzenlemeler ile haksız rekabetin ve stokçuluğun önüne geçilmek istenmiştir.

Kanun kapsamında ilk olarak; üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından bir mal veya hizmetin satış fiyatında fahiş artışının yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu hükme aykırı davrananlara karşı ise Kanun’un 13’üncü maddesi ile idari para cezası yaptırımı öngörülmüştür. Hükme aykırı hareket edenlere 10.000,00 TL’den 100.000,00 TL’ye kadar idari para cezasına hükmedileceği kanuna eklenmiştir.

Kanun kapsamında ikinci olarak; üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunulamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu hükme aykırı davrananlara, yani stokçuluk yapanlara karşı ise Kanun’un 13’üncü maddesi ile idari para cezası yaptırımı öngörülmüştür. Hükme aykırı hareket edenlere karşı ise 50.000,00 TL’den 500.000,00 TL’ye kadar idari para cezasına hükmedileceği kanuna eklenmiştir.

Üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerinin fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik düzenlemelerini yapmak, gerektiğinde denetim ve incelemelerde bulunarak idari para cezası uygulamak ve her türlü tedbiri almak amacıyla “Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu“ oluşturulacağı düzenlenmiştir.

Kanun’da öngörülen 13’üncü madde hükmü getirilen düzenleme ile birlikte; yukarıdaki düzenleme ile uyum sağlaması açısından 4’üncü fıkra hükmüne yeni bir bent eklenmiştir. Satış fiyatında fahiş artış ve stokçuluk için öngörülen idari para cezalarını uygulama yetkisi Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na verilmiştir.

Fakat 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da öngörülen diğer idari para cezalarını uygulama yetkisi ise Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na ait olacaktır. Kanun ile getirilen bu düzenlemenin yayımı ile birlikte yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.

b.     Firmaların belediyelere olan borçları varsa ne olacaktır?

Büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri ve bağlı kuruluşları ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinin mülkiyetinde veya tasarrufunda olan taşınmazlara ilişkin olarak ilgili mevzuatınca yapılan satış, ecri misil ve kiralamadan kaynaklanan bedellerin, 19.03.2020 tarihinden itibaren 3 aylık dönemde (19.03.2020-19.06.2020) tahsil edilmesi gereken kısımlarının 3 ay ertelenebileceğine karar verilmiştir.

Bu süreler, bitiminden itibaren ilgisine göre Çevre ve Şehircilik Bakanı veya İçişleri Bakanı tarafından 3 aya kadar uzatılabilir. Söz konusu alacaklar ertelenen süre sonunda, ertelenen süre kadar (3 taksit) aylık eşit taksitler halinde, herhangi bir gecikme zammı ve faiz uygulanmadan tahsil edilir.

Faaliyetleri durdurulan veya faaliyette bulunamayan işletmelerin faaliyette bulunmadığı döneme ilişkin olarak kira bedelleri tahsil edilmez.

c.      Teknoloji geliştirme bölgeleri kanunu kapsamındaki şirketlerin akıbeti

7244 Sayılı Kanun ile 4691 Sayılı Kanun çerçevesinde teknoloji geliştirme bölgesi sınırları içinde yapılması zorunlu olan faaliyetlerin 11.03.2020 tarihinden itibaren 4 ay süre ile bölge dışında da yapılmasına Sanayi ve Teknoloji Bakanı tarafından izin verilebilecektir. Bakan, bu süreyi sürenin bitiminden itibaren 3 aya kadar uzatabilecektir.

Bu süreçte Kanun çerçevesinde tanınan indirim, istisna, destek ve teşviklerin uygulanmasına devam edilecektir. Bu kapsamda teşvikten yararlanılması için ilgili Bakanlığın bilgilendirilmesi gerekmektedir.

d.     Araştırma geliştirme ve tasarım (ar-ge) faaliyetlerinin desteklenmesi hakkında kanun

Korona virüs salgını döneminde çalışanların toplu olarak bir araya gelmesinin engellenmesi ve salgının büyümesini önlemek amacıyla, Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri ile Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde bulunan firmaların bu merkezlerde ve bölgelerde faaliyet göstermeleri halinde yararlanmakta oldukları teşviklerin devam etmesine dair;  Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından ortak bir düzenleme getirilmiştir.

Bu teşviklerden yararlanmakta olan firmalarda çalışan personellerin evden çalışmaları halinde bu teşviklerden yararlanabilecektir. Ancak, bu açıklama ile teşviklerden yararlanma süresi 2020 yılı Nisan ayı olarak belirlenmiştir.

Covid-19 salgının etkisini hala gösteriyor olması ve bilim adamlarının açıklamalarına göre daha uzun süreler etkisinin devam edeceğine dair açıklamalar yapılmaktadır. Bu açıdan bakıldığında 2020 yılı Nisan ayının işbu getirilen teşviklerin ulaşmak istediği amaç yönünden etkisiz kalma tehlikesi ortaya çıkmıştı.

7244 Sayılı Kanun ile 5746 Sayılı Kanun çerçevesinde Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerinde yürütülen faaliyetlerin 11.03.2020 tarihinden itibaren 4 ay süre ile sınırlı olarak bu merkezler dışında da yapılmasına Sanayi ve Teknoloji Bakanı izin verebilecektir. Bakan, bu süreyi 3 aya kadar uzatmaya yetkilidir.

Faaliyetlerin Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri dışında yürütülmesi için Sanayi ve Teknoloji Bakanının izin vermesi halinde 5746 Sayılı Kanun çerçevesinde tanınmış olan indirim, istisna, destek ve teşviklerin uygulanmasına devam edilecektir. Ancak, bu teşviklerden yararlanmaya devam edebilmek için ilgili Bakanlığa bilgi verilmesi gerekmektedir.

e.     Devlet ihale kanunu açısından şirketlerin durumu

Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazların satışı, kiraya verilmesi, trampası, arsa veya kat karşılığı inşaat yaptırılması ve irtifak hakkı tesisi ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiraya verilmesi ve kullanım izni verilmesine ilişkin yapılacak olan ihalelerin 31.07.2020 tarihine kadar elektronik ortamda yapılması mümkün kılınmıştır.

Elektronik ortamda yapılacak olan ihalelere katılmak isteyen firmaların, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bağlı ve ilgili kuruluşları ile bunların iştiraklerine ait teknik altyapı kullanılacak ve ilgili kuruluşa bir hizmet bedeli ödemesi gerekmektedir.

Bu süre Çevre ve Şehircilik Bakanınca 3 aya kadar uzatılabilir. Bu ihalelere ilişkin usul ve esaslar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından belirlenir.

f.       Hazine taşınmazlarına ilişkin ticaret şirketleri tarafından ödenecek bedeller

7244 sayılı Kanun’un 1. maddesinin a fıkrası ile getirilen düzenlemeye göre; Hazine taşınmazlarına ilişkin olarak idareyle sözleşmesi olan şirketler açısından, ödenmesi gereken bedeller ile ecri misil bedellerinden 1/4/2020 tarihinden itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gerekenleri başvuru şartı aranmaksızın 3 ay süreyle ertelemeye Çevre ve Şehircilik Bakanı yetkilidir.

Bu süreler, bitiminden itibaren Çevre ve Şehircilik Bakanı tarafından 3 aya kadar uzatılabilir. Bu alacaklar ertelenen süre sonunda ertelenen süre kadar aylık eşit taksitler halinde, herhangi bir gecikme zammı ve faiz uygulanmadan tahsil edilir.

g.     Mücbir sebep halinde şirketlerin Hazine ile olan işlemlerinin akıbeti

7244 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na aşağıdaki ek 7. madde eklenmek suretiyle değişiklik yapılmıştır.

Deprem, yangın, sel gibi doğal afetler ile salgın hastalık veya Hazine ve Maliye Bakanlığı bilişim sistemlerinin herhangi bir nedenle çalışmaması gibi mücbir sebep hallerinde; veri, bilgi ve belgelerin oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafazası ve ibrazına ilişkin yöntemler Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Mücbir sebep hallerinde, Hazine ve Maliye Bakanlığı bilişim sistemleri üzerinden ticaret şirketleri tarafından yürütülen işlemlerde yaşanabilecek gecikme nedeniyle ilgililere, gecikme faizi, gecikme zammı ve ceza gibi yaptırımlar uygulanmaz.

Bilgisayar Programlarının Hukuki Niteliği ve Tanıdığı Haklar

Teknolojinin ilerlemesi ve bilişim sektörünün büyümesinin doğal sonucu olarak bilgisayar programı ürünlerinin hukuken düzenlenmesi bir ihtiyaç olarak doğmuştur. Ulusal ve uluslararası hukukta bilgisayar programlarının fikir eseri olarak düzenlenmesi genel kabul görmüştür.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile; sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri eser olarak nitelendirilmiştir. Avrupa Birliği müktesebatına uyum süreci ile 1995 yılında bilgisayar programları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda kendisine yazılı eserler arasında yer bulmuştur.

Yasa uyarınca, bir bilgisayar sisteminin özel bir işlem veya görev yapmasını sağlayacak bir şekilde düzene konulmuş bilgisayar emir dizgesini ve bu emir dizgesinin oluşum ve gelişimini sağlayacak hazırlık çalışmaları, bilgisayar programı olarak nitelendirilmiştir.

Tanımda geçen her bilgisayar programı yasanın koruma kapsamında kalmamaktadır. Yasanın koruma kapsamına alınabilmek için eserin sahibinin hususiyeti şartını taşıması gerekmektedir. Hususiyet fikri ürünün, korunmasında özellik arz eder ve esere diğer ürünlerden ayırt edicilik kazandırır.

Eser sahibine eserine ilişkin olarak tanınan iki türlü hak bulunmaktadır; i) tamamen parasal karakterli mali haklar ve ii) eserin yapısı, sunumu, ismi, yazarın onuru ve itibari ile ilgili olan manevi haklar.

  1. Mali Haklar

Mali haklar yasada; i) İşleme hakkı, ii) Çoğaltma Hakkı, iii) Yayma Hakkı, İv) Temsil Hakkı ve v) d) İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim Hakkı olarak düzenlenmiştir. Bilgisayar programının söz konusu mali haklarını kullanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir.

Bir eserden, onu işlemek suretiyle faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine tanınmıştır.

Bir eserin aslını veya kopyalarını, herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkı eser sahibine aittir. Eserlerin aslından ikinci bir kopyasının çıkarılması ya da eserin işaret, ses ve görüntü nakil ve tekrarına yarayan, bilinen ya da ileride geliştirilecek olan her türlü araca kayıt edilmesi, her türlü ses ve müzik kayıtları çoğaltama eylemi kapsamında kalmaktadır. Çoğaltma hakkı, bilgisayar programının geçici çoğaltılmasını gerektirdiği ölçüde, programın yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması fiillerini de kapsamaktadır.

Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, kiralamak, ödünç vermek, satışa çıkarmak veya diğer yollarla dağıtmak hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Aynı nitelikte, eser sahibinin izniyle yurt dışında çoğaltılmış nüshaların yurt içine getirilmesi ve bunlardan yayma yoluyla faydalanma hakkı da eser sahibine aittir.

Bir eserden, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak çeşitli aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi temsil suretiyle faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir.

Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı münhasıran eser sahibine aittir.

  1. Manevi Haklar

Eserin kamuya sunumu, yayınlanması veya herhangi bir şekilde alenileştirilmesi umuma arz olarak nitelendirilmektedir ve eser sahibinin münhasır hakkı kapsamındadır. Yazarın kontrol edebileceği çevresine eserin yayılması bu kapsam niteliğinde olmayıp önemli olan kıstas eser sahibinin kontrolü dışında bir kitleye eserin yayılmasıdır. Eser sahibi tarafından eserin umuma arzı için yetki verilmesi mümkündür. Ancak mali hakların devredilmesinin yanında umuma arz yetkisi verilmemiş olması çoğaltma veya yayma eylemlerinin umuma arzı da kapsadığı dikkate alındığında manevi hak ihlali oluşturacaktır.

Eser sahibinin eserde ismi veya takma isim ile veya isimsiz olarak umuma arzetme ve yayınlama hakkı, eser sahibine münhasıran tanınan en önemli manevi haklardandır. Zira isim ile eser sahibi arasında bağlantı kurularak hak sahipliği karinesinden, ispat kolaylığından yararlanma ve eser sahibi olarak bilinme sonuçlarını doğurmaktadır. Eser için mali hak devralanların isim bakımından herhangi bir tasarrufta bulunması mümkün değildir. Serbest yararlanma hakkı kullanılırken de eserle birlikte eser sahibinin isminin gösterilmesi gereklidir. Ortak eser bakımından ise tüm eser sahiplerinin isimlerinin gösterilmesi zorunludur.

Eser şekil ve içerdiği unsurlar ile bir bütünü oluşturur. Eser sahibine de eserin bu bütünlüğünün korunması bakımından yetkiler tanınmıştır. Bu hak kapsamında eser sahibi, eserde değişiklikler yapabileceği gibi eserin belli kısımlarını çıkartabilir. Aynı kapsamda eserin ismi de eser sahibinin manevi hakkı kapsamındadır. Eserin bütünlüğünün korunması kapsamındaki bu haklar münhasıran eser sahibine aittir. Zira bu hak kapsamında eser sahibinin itibarı korunmaktadır. Ancak 5846 sayılı yasa uyarınca, eser sahibinin müsaadesiyle bir eseri işliyen, umuma arzeden, çoğaltan, yayımlıyan, temsil eden veya başka bir suretle yayan kimse; işleme, çoğaltma, temsil veya yayım tekniği icabı zaruri görülen değiştirmeleri eser sahibinin hususi bir izni olmaksızın da yapabilecektir.

Eser sahibi, gerekli durumlarda, aslın maliki ve zilyedinden, eserlerinin asıllarından geçici bir süre için yararlanmayı talep etme hakkına sahiptir. Bu durumda aslın maliki, eser sahibi ile yapmış olduğu sözleşme şartlarına göre eser üzerinde tasarruf edebilir, ancak eseri bozamaz ve yok edemez ve eser sahibinin haklarına zarar veremez.

  1. Son Kullanıcıya Tanınan Haklar

Bilgisayar programları hakkında, hata düzeltme de dahil, bilgisayar programının düşünüldüğü amaca uygun kullanımı için gerekli olduğu durumda, bilgisayar programını kullanma hakkına sahip kişi tarafından çoğaltılması ve işlenmesi serbesttir. Bilgisayar programını kullanma hakkına sahip kişinin programı yüklemesi, çalıştırması ve hataları düzeltmesi sözleşme ile önlenemez.

Bilgisayar programının kullanımı için gerekli olduğu sürece, bilgisayar programını kullanma hakkına sahip kişinin bir adet yedekleme kopyası yapması sözleşme ile önlenemez.

Bilgisayar programının kullanım hakkına sahip kişinin yapmaya hak kazandığı bilgisayar programının yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi veya depolanması fiillerini ifa ettiği sırada, bilgisayar programının herhangi bir ögesi altında yatan düşünce ve ilkeleri belirlemek amacı ile, programın işleyişini gözlemlemesi, tetkik etmesi ve sınaması serbesttir.

Bağımsız yaratılmış bir bilgisayar programı ile diğer programların araişlerliğini gerçekleştirmek üzere gerekli bilgileri elde etmek için, bilgisayar programının çoğaltılması ve işlenmesi anlamında kodun çoğaltılmasının ve kod formunun çevirisinin de zorunlu olduğu durumlarda, bu fiillerin ifası; 1. Bu fiillerin, ruhsat sahibi veya bir bilgisayar programının kopyasını kullanma hakkı sahibi diğer bir kişi tarafından veya onların adına bunu yapmaya yetkili kişi tarafından ifa edilmesi, 2. Araişlerliği gerçekleştirmek için gerekli bilginin, (1) numaralı bentte belirtilen kişilerin kullanımlarına sunulmaması, 3. Bu fiillerin, araişlerliği gerçekleştirmek için gereken program parçaları ile sınırlı olması halinde serbesttir: