İşçilik Ücreti ve Ödeme Zamanı

  1. İşçilik Ücreti

İş Kanunu uyarınca işçilik ücreti bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Ücretin en geç ayda bir olarak yapılması gerektiği de düzenlenmiştir.

İş Kanunuda yapılan tanım uyarınca ücretin para ile yapılması gerekmektedir. Bununla birlikte ücretin emre muharrer senetle (bono ile), kuponla veya yurtta geçerli parayı temsil ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir şekilde yapılamayacağı düzenlenmiştir.

İşçinin ücret kavramına, aylık ücreti ile beraber kendisine ödenmesi gereken prim, ikramiye, sosyal haklar gibi ve bu nitelikteki her çeşit istihkak girmektedir. Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak, yabancı para olarak kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödeme yapılabilir.

  1. Ödeme Zamanı

İşçiye sözleşme ile kararlaştırılan ücreti aylık, günlük veya saatlik olarak yapılabilir. Yapılan çalışma karşılığında ücretin kararlaştırılan usul ile hesap edilerek çalışana tam olarak ödenmesi zorunludur. Ücret en geç ayda bir ödenir ve iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. İşyerinde uygulama halini alan veya bireysel veya toplu iş sözleşmesi ile belirlenen ödeme günü işçinin ücreti için vade tarihi olarak kabul edilmelidir.

İşçi ücretinin işyeri uygulaması, bireysel veya toplu iş sözleşmesi ile belirlenen gününde ödenmemesi durumunda İş Kanunu ile işçiye belli hakları verilmiştir;

  • İşçinin iş görme edimini askıya alması

Bu haklardan ilki çalışanın iş görme edimini askıya alma hakkıdır. Buna göre; ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu şekilde iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınma eylemi sayısal olarak toplu bir nitelik kazanması halinde grev olarak nitelendirilemez ve bu şekilde görevlerini yerine getirmeyen işçilerin sözleşmeleri feshedilemeyeceği gibi bu işçilerin yerine yeni işçi alınamaz ve görevleri başkalarına yaptırılamaz. Yasa ile düzenlenen söz konusu hak mutlak surette işvereni işçinin ücretini ödemeye zorlama amacını gütmektedir. İşçi tarafından iş görme ediminin askıya alınabilmesi için işverenin ücret ödemede gecikmesi mücbir sebebe dayanmamalıdır. Aksi durumda ödemede gecikme hali çalışana işini yerine getirmeme hakkını vermez.

  • İş sözleşmesini haklı nedenle ve derhal fesih hakkı

İşçinin ücretinin gününde ödenmemesi işçiye, sözleşmesini haklı nedenle ve derhal sona erdirme hakkını da vermektedir. İşçiye tanınan iş görme borcunu askıya alma hakkı ücretinde ödenmemesi durumunun yirmi günden fazla sürmesi halinde tanınmışken iş sözleşmesini fesih hakkı ise ödeme gününde ücretin ödenmemesi şartına bağlanmıştır.

İşveren tarafından işçinin ücretinin gününde ödenmemesi durumunun her olayın özelliğine göre değerlendirilerek işçiye iş sözleşmesini derhal fesih hakkını tanıyıp tanımadığı değerlendirilmelidir. Nitekim hukukun genel prensibi iyi niyetli olma ve haklarını kullanırken dürüst davranma yükümlülüğüdür. İyi niyet ve dürüstlük ilkelerine aykırı olan eylemlerin hukuk tarafından korunmayacağı yasa hükmüdür. İşçinin dürüstlük kurallarına uymayan iş akdi feshinin haklı olduğunun kabulü de mümkün olmayacaktır. Örnek olarak, ücretlerin genel olarak zamanında ödendiği bir iş yerinde ikramiye ödemesinin kısa bir süre için gecikmesi, bu durumun süreklilik kazanmamış olması koşuluyla, işçi tarafından haklı nedenle feshe dayanak yapılamaz. Yargıtay tarafından bu yönde verilen kararda, emeğinin karşılığını alan bir işçinin ikramiye alacağının sadece 8 gün gecikmesi sebebiyle derhal sözleşmesinin feshi yoluna gitmesi iyi niyetli bir davranış olarak değerlendirilemeyeceği açıklamalarına yer verilmiştir.

İşçinin iş sözleşmesini ücretinin gününde ödenmemesi nedeni ile haklı nedenle ve derhal feshi halinde işçiye kıdem tazminatının ödenmesi gerekmektedir. İş sözleşmesini işçinin sona erdirmesi nedeni ile ihbar tazminatına hak kazanmayacağı gibi işverene de ihbar süresi tanımakla yükümlü değildir.

İşçinin ücret niteliğindeki tüm ücretlerine ödeme vadelerinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden faiz kendiliğinden işler. Yine ödeme gününden itibaren beş yıl geçmekle ücret zamanaşımına uğrar.

Fazla Mesai Süreleri

Dinlenmenin çalışanın anayasal hakkı olması nedeni ile işçinin iş sözleşmesi kapsamında çalışma süreleri yasa ile sınırlandırılmıştır. İş Kanunu uyarınca işçinin çalışma süresi günlük 11 ve haftalık 45 saat olarak düzenlenmiştir. Haftalık 45 saatlik çalışma süresi haftanın çeşitli günlerine eşit veya farklı şekillerde dağıtılabilir. Çalışma sürelerinin bu şekilde düzenlenmesi işverenin yönetim hakkı kapsamında kaldığından işveren tarafından düzenlenir.

Bazı iş kollarında çalışanlar için yukarıda yer verilen günlük ve haftalık çalışma süreleri farklıdır. Yer altı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresi; günde en çok 7,5, haftada en çok 37,5 saattir. İyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışan personelin haftalık çalışma süresi 35 saattir. Bununla birlikte röntgen ve radyom ile daimi olarak günde 5 saatten fazla çalışılamaz.

İş Kanunu ile belirlenen çalışma sürelerinin ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle aşılması kabul edilmiştir. Bu şekilde çalışanın yasal sürelerden fazla şekilde çalıştırılması için çalışanın fazla mesai yaptırılması için işe girişte veya daha sonradan muvafakatinin alınması zorunludur. İşçi tarafından iş sözleşmesi ile veya daha sonra verilen bu muvafakat her zaman geri alınabilir. Bu durumda çalışana fazla çalışma yaptırılamaz.

Fazla çalışma, İş Kanununda sayılan şartlarda haftalık 45 saatlik çalışma süresinin aşılması durumunda mümkün olmaktadır. Fazla çalışma yaptırılması durumunda işçiye yapılan fazla çalışmalar karşılığı ücretin ödenmesi veya dinlenme süresinin kullandırılması gerekmektedir.

Haftalık çalışma süresinin aşılması;

İşveren tarafından haftalık 45 saatlik çalışma süresini aşacak ancak günlük çalışma süresini 11 saatten fazla aşmayacak şekilde fazla çalışma yaptırılması mümkündür. Bu durumda haftalık 45 saati aşan çalışma süreleri fazla mesai süresi olarak kabul edilmektedir.

Anılan bu süre yer altı maden işlerinde çalışanlar için haftalık 37,5 saat ve iyonlaştırıcı radyasyonla teşhis, tedavi veya araştırmanın yapıldığı yerler ile bu iş veya işlemlerde çalışanlar için haftalık 35 saattir.

Günlük çalışma süresinin aşılması;

İşveren tarafından, haftalık 45 saatlik çalışma süresi açılmadan işçinin günlük 11 saatten fazla çalışma yaptırılması durumu uygulamada sıkça yaşanmaktadır. Bu şekilde yapılan çalışma neticesinde haftalık 45 saatlik sürenin aşılmış olmamasının sonuca etkisi bulunmamaktadır. Haftalık 45 saatlik çalışma süresi açılmasa dahi işçinin günlük 11 saatlik çalışma süresini aşan çalışmasının her halükarda fazla mesai süresi olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Anılan bu süre yer altı maden işlerinde çalışanlar için günlük 7,5 saat ve röntgen ve radyom ile daimi olarak çalışma için günlük 5 saattir. Röntgen ve radyom ile yapılan 5 saatlik çalışmanın daimi olması gerekmekte olup parçalı olması durumunda anılan süre sınırlaması uygulanmaz.

Gece çalışma süresinin aşılması;

Gece yapılan çalışmalar ile İş Kanununda özel bir düzenlemeye yer verilmiştir. İş Kanunu uyarınca, çalışma hayatında “gece” en geç saat 20.00’de başlayarak en erken saat 06.00’ya kadar geçen ve her halde en fazla on bir saat süren dönemdir. Bu dönemde yapılan gece çalışmasına denk gelen çalışmaların günlük 7,5 saatten fazla olması mümkün değildir. Bu nedenle gece süresine denk gelen çalışmaların 7,5 saatten fazla olan sürelerinin fazla mesai olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Bu şekilde yapılan çalışma neticesinde haftalık 45 saatlik çalışma süresinin aşılmamasının yine sonuca herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.

Çalışmadan sayılan ve sayılmayan haller

Bu şekilde fazla mesai sürelerinin hesaplanmasında günlük ara dinlenme süreleri dikkate alınmaz. İşveren tarafından işçilere çay içmek, sohbet etmek, namaz kılmak gibi çalışmaya kısa süre ara vermeleri sonucu doğuran uygulamalar ara dinlenmesi olarak kabul edilir. İş Kanunu uyarınca; a) Dört saat veya daha kısa süreli işlerde on beş dakika, b) Dört saatten fazla ve yedi buçuk saate kadar (yedi buçuk saat dahil) süreli işlerde yarım saat, c) Yedi buçuk saatten fazla süreli işlerde bir saat, ara dinlenmesi verilir. Bu şekilde hesaplanan ara dinlenme süreleri çalışma süresinden sayılmaz ve çalışma saatinden düşülür.

Aynı nitelikte işin niteliğinden doğmayıp da işveren tarafından sırf sosyal yardım amacıyla işyerine götürülüp getirilme esnasında araçlarda geçen süre çalışma süresinden sayılmaz.

Diğer taraftan aşağıdaki süreler de çalışma süresinden kabul edilerek fazla mesai hesaplamasında dikkate alınmalıdır;

  1. Madenlerde, taş ocaklarında yahut her ne şekilde olursa olsun yeraltında veya su altında çalışacak işlerde işçilerin kuyulara, dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden çıkmaları için gereken süreler.
  2. İşçilerin işveren tarafından işyerlerinden başka bir yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen süreler.
  3. İşçinin işinde ve her an iş görmeye hazır bir halde bulunmakla beraber çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi bekleyerek boş geçirdiği süreler.
  4. İşçinin işveren tarafından başka bir yere gönderilmesi veya işveren evinde veya bürosunda yahut işverenle ilgili herhangi bir yerde meşgul edilmesi suretiyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği süreler.
  5. Çocuk emziren kadın işçilerin çocuklarına süt vermeleri için belirtilecek süreler.
  6. Demiryolları, karayolları ve köprülerin yapılması, korunması ya da onarım ve tadili gibi, işçilerin yerleşim yerlerinden uzak bir mesafede bulunan işyerlerine hep birlikte getirilip götürülmeleri gereken her türlü işlerde bunların toplu ve düzenli bir şekilde götürülüp getirilmeleri esnasında geçen süreler.

Hafta Tatiline Hak Kazanma Şartları

Mevzuatla işverene haftanın yedi günü faaliyetini sürdürme olanağının verilmesi, orada çalışan işçilerin de yedi gün tatil yapmaksızın devamlı şekilde çalıştırılabilecekleri sonucunu doğurmaz.  İşçilerin 7 günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 saatlik dinlenme hakkından (hafta tatilinden) yararlanmaları şarttır.

Çalışanların hafta tatili hakkı Anayasadan doğan bir hak olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 4857 sayılı İş Kanunu ile düzenlenmiştir. İş Hukukunda hafta tatili gününe hak kazanılması belli şartlara bağlanmıştır. Buna göre, çalışanın hafta tatiline hak kazanabilmesi için iş sözleşmesinin devam ediyor nitelikte olması ve askıya alınmamış olması ve işçinin hafta tatili gününden önceki iş günlerinde çalışmış olması gerekmektedir. Yasa gereği çalışılmış sayılan haller de fiili çalışma gibi değerlendirildiğinden hafta tatiline hak kazanılmasında değerlendirilmeyecektir.

4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi tarafından fiilen çalışılmamış olsa da işçinin fiilen çalıştığı kabul edilen haller tek tek sayılmıştır. Buna göre;

  1. Çalışmadığı halde kanunen çalışma süresinden sayılan zamanlar ile günlük ücret ödenen veya ödenmeyen kanundan veya sözleşmeden doğan tatil günleri,
  2. İşçiye; evlenmesi veya evlat edinmesi ya da ana veya babasının, eşinin, kardeşinin, çocuğunun ölümü hâlinde üç gün, eşinin doğum yapması hâlinde verilen beş günlük ücretli izinleri,
  3. İşçilerin en az yüzde yetmiş oranında engelli veya süreğen hastalığı olan çocuğunun tedavisinde, hastalık raporuna dayalı olarak ve çalışan ebeveynden sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla, bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde on güne kadar verilen ücretli izinleri,
  4. Bir haftalık süre içinde kalmak üzere işveren tarafından verilen diğer izinlerle hekim raporuyla verilen hastalık ve dinlenme izinleri,
  5. Zorlayıcı ve ekonomik bir sebep olmadan işyerindeki çalışmanın haftanın bir veya birkaç gününde işveren tarafından tatil edilmesi halinde haftanın çalışılmayan günleri, ücretli hafta tatiline hak kazanmak için çalışılmış sayılır.

İşçi tarafından hastalık nedeni ile alınan sağlık raporunun bir haftalık süre içinde kalması gerekir. Sağlık raporunun bir haftalık süreyi aşar nitelikte daha uzun süreli olması durumunda hafta tatiline hak kazanılmaz.

Hafta tatiline hak kazanabilmek için işçinin haftanın önceki günlerinde çalışmış bulunması zorunludur. Bu doğrultuda işçinin mazeretsiz olarak işe devamsızlığının bulunması halinde hafta tatiline kazanamayacağı açıktır.

Çalışma zorunluluğu olan günler işyerinde çalışma günü olarak kabul edilen günler için geçerli olup işveren tarafından çalışma günü olarak kabul edilmeyen günlerde çalışanın hafta tatiline hak kazanabilmek için çalışma yapması gerekli değildir. Haftalık altı gün çalışma olması durumunda hafta tatilinden önceki tüm günler, haftalık beş gün çalışma olması durumunda ise sadece bu günler için çalışma gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Çalışma yapılmayan diğer artık gün tatil olarak kabul edilmekle birlikte hafta tatili olarak değerlendirilmez.

İşverenin çalışmasını yedi gün boyunca sürdürmesi halinde işçinin de yedi gün boyunca çalışacağı sonucu doğmayacaktır. 4857 sayılı İş Kanunu ile işçilerin çalışma süreleri ile diğer yasalar uyarınca işverenin faaliyette bulunma süreleri birbiri ile ilgisiz konulardır. Bu doğrultuda işveren tarafından gerekli organizasyon sağlanarak işçilerin 4857 sayılı İş Kanunu ile emredilen süreler içerisinde çalışması sağlanmalıdır. Bu nedenle işveren tarafından vardiyalı çalışma sistemi sağlanmalı ve hafta tatillerinde işyeri faaliyette bulunsa dahi çalışanlara haftanın farklı günlerinde dönüşümlü olarak hafta tatili kullandırılması gerekmektedir.

Hafta tatilinin her çalışan için aynı gün kullandırılması gerekmemekle birlikte belli bir günde de kullandırılması zorunlu değildir. Genel uygulamada Pazar günü hafta tatili olarak kabul edilmiş ise de işin gereği olarak haftanın diğer günleri de çalışana hafta tatili olarak kullandırılabilir.

Hafta tatili kesintisiz 24 saat olarak kullandırılmak zorundadır. Hafta tatilinde işçinin 1 saatlik çalıştırılması hafta tatilini kesintiye uğratacağından, 1 saatlik çalışmada dahi hafta tatili ücretine tam olarak ödenmesi sonucunu doğurur. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmi dört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır.

Hasta, izinli veya sair nedenlerle mazeretli olduğu hallerde dahi aylığı tam ödenen işçilere; yani maktu aylıklı işçilere hafta tatili hükümleri uygulamayacağından bunlara, hafta tatili için ayrıca hafta tatili ücreti altında bir ödeme yapılmaz.