Vergi Uyuşmazlığının Barışçıl Çözümünde Hatanın Düzeltilmesi

*Balıkesir SMMM Odası Büyüteç Dergisi Kasım / 2014 sayısında yayımlanmıştır.

Vergi ihtilaflarının çözümünde idare, öncelikle barışçıl çözüm yollarını özendirmiştir. Bu anlamda 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda Uzlaşma kurumu gibi Vergi Hatasının Düzeltilmesi prosedürü de düzenlenmiştir.

Vergilendirme süreçlerinde, vergi idaresi tarafından hatalı işlemler yapılabilmekte ve bu hatalar nedeni ile de mükellefler yüklü vergi, faiz ve ceza ödemek zorunda kalabilmektedir. Yasa koyucu tarafından, vergi idaresinin yapmış olduğu kimi hataların yine vergi idaresine bildirilmesi ile çözümlenmesine olanak sağlamıştır.

Vergi Hataları

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 117. maddesi ile “hesap hatalarının”, 118. maddesi ile de “vergilendirme hatalarının” neler olduğu tahdidi olarak sayılmıştır.

Vergi Matrahında Hata; vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname ve kararlarda vergi matrahına ilişkin rakamların ya da indirimlerin eksik ya da yanlış gösterilmesine denilmektedir. Beyannamelerin çeşitli tablolarındaki rakamların toplam sütununa yanlış geçirilmesi, takdir komisyonu kararlarının yanlış okunarak eksik ya da fazla tutardaki matrahın dikkate alınması, matrah unsurlarının doğru yazılmasına rağmen matrahın yanlış hesaplanması gibi durumlar vergi matrahında hataya örnektir.

Vergi Miktarında Hata; yasada vergi oran ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olması olarak tanımlanmıştır. Bunun dışında vergi miktarı, vergilendirme ile ilgili belgelerde yanlış gösterilmişse, vergi miktarında hata söz konusu olacaktır. Bir ücretlinin ödeyeceği gelir vergisinin hesaplanması sırasında yanlış vergi tarifesinin uygulanması sonucu fazla gelir vergisi hesaplanması vergi miktarında hatayı oluşturmaktadır.

Verginin Mükerrer Olması; aynı vergi kanunun uygulanmasında belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır. Mükellefin herhangi bir döneme ilişkin KDV’sini ödemesine karşın, aynı döneme ilişkin KDV’nin kendisinden bir kez daha istenmesi ya da alınması durumunda çifte vergilendirme söz konusu olacaktır.

Mükellefin Şahsında Hata; bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi veya alınmasıdır.

Mükellefiyette Hata; açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır. Böyle bir hatanın vergi hatası olarak kabul edilmesi için, vergi istenilen kişinin vergiye tabi olmadığının veya vergiden muaf bulunduğunun herhangi bir kuşku ya da hukuki tartışmaya meydan vermeyecek şekilde açık olması gerekir. Vergi idaresi tarafından yapılan vergilendirme işleminde mükellefin aslında vergiden muaf olduğunun, kanunun farklı maddelerinin yorumlanması neticesinde anlaşılmakta ise Mükellefiyette Hata iddiasında bulunulamayacaktır. Danıştay tarafından 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinde düzenlenen, vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade eder. Lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanır hükmüne dayanılarak oluşturulan içtihatın, Hataların Düzeltilmesi prosedürünün gerçek amacını yansıtmadığı açık olarak anlaşılabilmektedir. Bu noktada Danıştay tarafından Hataların Düzeltilmesi incelemelerinde “yorum tekniği” kriterlerinin genişletilmesi gerekmektedir.

Mevzuda Hata; açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır. Burada vergi idaresinin vergiyi doğuran olayla ilgili açıkça yanılgısı olan bir işlemi söz konusudur. Verginin konusundaki hata nedeniyle düzeltme yapılabilmesi için mükellefiyette olduğu gibi vergi konusuna girmeme veya vergiden istisna olma durumunun açık olması, maddi şartlar ya da hukuki durum yönünden yoruma dayalı olmaması gerekir. Bu noktada “yorum tekniği” için yukarıda yapmış olduğumuz açıklamalar aynen Mevzuada Hata için de geçerlidir.

Vergilendirme veya Muafiyet Döneminde Hata; aranan verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.

Vergi Hatalarının Düzeltilmesi İsteminin İleri Sürülmesi ve Yargılamaya Etkisi

Yasada tek tek sıralanmış olan hata konularının yapılacak yargılamaya etkisi ileri sürüldüğü tarihe göre değişmektedir. Vergi Hatalarının Düzeltilmesi prosedürü ile beş yıl geriye dönük vergi hatalarının düzeltilmesi mümkündür.

Kural olarak idarenin yapmış olduğu işlemlere karşı vergi mahkemelerinde dava açma süresi otuz gündür. Bu süre hak düşürücü süre olup dava açılmaması halinde o işleme karşı bir daha dava açılamaz.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi uyarınca söz konusu otuz günlük dava açma süresi içerisinde idari işlemi yapan makamın bir üst makamına, üst makam olmadığı taktirde işlemi yapan makama yapılan işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması istenebilir. Böyle bir başvuru halinde işlemeye başlayan dava açma süresi olduğu yerde durur.

Söz konusu yasa hükmü uyarınca, kanımızca hatalı olarak, idari dava açma süresi içerisinde Vergi Hatasının Düzeltilmesi isteminin ilgili vergi dairesine yapılması halinde işlemeye başlayan dava açma süresi durur. Talep hakkında bir karar verilmesi ile kaldığı yerden işlemeye devam eder. Bu yol ile açılan davalarda Mahkemeler tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesi de dikkate alınarak, düzeltme istemi hakkında sadece vergi hatası iddiasının yanında varsa diğer iddialar da işin esasına girilerek çözümlenmelidir.

Bununla birlikte beş yıllık zaman aşımına tabi olması nedeniyle dava açma süresinin geçirilmesinden sonra Vergi Hatasının Düzeltilmesi isteminde bulunulması mümkündür. Ancak bu durumda düzeltme talebine reddine dair karar hakkında dava açılabilmesi mümkün değildir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca kesin ve yürütülebilir bir işlem olmayan vergi dairesi kararına karşı aynı yasanın 124. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığı nezdinde şikayet müracaatında bulunulması gerekmektedir. Ancak mükellefin şikayet müracaatı hakkında Maliye Bakanlığı tarafından verilecek red kararına karşı otuz günlük dava açma süresi içerisinde dava açılabilmesi mümkün olacaktır.

Vergi Hatalarının Düzeltilmesi prosedürü ile sadece yasada belirtilen hususların varlığı Vergi Mahkemeleri tarafından incelenebileceği ve yapılacak incelemede yorum tekniği ile varılması gereken sonuçların mahkemelerce değerlendirilmeyeceği dikkate alındığında, Hataen Düzeltme talebinde bulunmadan önce dava açma süresi içerisinde yapılan işleme karşı iptal davası açılması daha etkili bir çözüm yolu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl geçmesi ile birlikte vergi hatalarının düzeltilmesi mümkün olamayacağından bu süre içerisinde hakkında iptal davası açılmayan işlemlere karşı yasada belirtilen şartlar kapsamında Hataen Düzeltme prosedürünün işletilmesi amacına uygun olacaktır.

Yazar: Av. Arda AŞIK

1984 İstanbul doğumlu olan Arda Aşık, 2007 yılında Bursa Barosuna kayıt olarak Avukatlık görevini sürdürmektedir. Sağlık Hukuku, İdare Hukuku, Türki Ticaret Hukuku, Şirketler Hukuku ve İş Hukuku alanlarında danışmanlık görevlerini sürdüren Arda Aşık, düzenlenen panel ve kongrelerde sağlık hukuku alanında eğitim vermektedır. Türk Borçlar Hukuku, İş Hukuku, Türk Ticaret Hukuku ve Vergi Hukuku alanlarında dava ve uyuşmazlık çözümü hizmetlerini sürdürmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir